resim etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
resim etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

21 Haziran 2012 Perşembe

LW et felis

çok ilginç bir vaka bu louis wain'inki. kendisinin adını ilk kez farmakoterapi dersinde; pek muhterem hocam muhteviyat kocamikrofon'un şu bağıra çağıra anlattıklarından birinde işitmiştim (işitmek durumunda kalmıştım). sadede gelecek olursam; wain bir ressam. onu eşsiz kılansa kedi resimleri çizmeye düşkünlüğü ve gerçeklik algısının giderek çarpıklaşması; ki frenkler bu ikincisine şizofreni demeyi marifet sayar.

zor bir hayat sürmüş wain. tavşan dudaklı olduğundan okula göndermemişler. henüz yirmisinde, babasının zamansız vefatı üzerine ailesine bakmak durumunda kalmış ve bunun üzerine çocukluğundan beri heves ettiği çizerliğe el atmış. çeşitli gazetelerde çalışmış. az zamanda çok ve büyük işler yapmış ve namını yürütmüş. kedi resmetme iptilasıysa sonraları, kanser olan karıcığının gönlünü ferah tutmak için evin neşe kaynağı, sevimli pisicik robert'i çiziktirmesiyle başlamış. refikasını kaybettikten sonraysa hayatını tamamıyla bu yeni düşküsüne adamış.

kediler. karakediler, pamuk beyazlığındakiler, melezler, renkli gözlüler, miyavlayanlar, noel baba kılığında hediye dağıtanlar, keman çalanlar, golf oynayanlar, güler yüzlüler, asık suratlılar. hepsi kendilerine wain'in tuvallerinde yer bulmuş. gelgelelim; harb-i umumi baş gösterince, wain'in yaşam şartları epey bir zorlaşmış ve bu sıralarda içerisinde bulunduğu derin çöküntünün neticesinde şizofreni illetine tutulmuş. bu dönem ve sonrasını kapsayan süreçte ortaya koyduğu eserlerse, bir şizofreniğin dünyasına ışık tutması bakımından oldukça faideli. ekşi sözlükten eula varner'in deyişiyle: "tavuskuşu kuyruğu veya kelebek kanadına daha çok benzeyen, rengarenk kaleydoskopik/fraktal desenli kediler resmetmeye başlamış."


şizofreninin kişinin zihninde oluşturduğu yıkımı kademeli olarak görmek istiyorsanız, wain'in eserlerine bir göz atmanızda yarar var.

wain'in progresif zihin bulanıklığını ortaya koyan,
kronolojik sıraya göre dizilmiş bazı eserleri.

otoportre. sağlığında çizdiği bir kedi portresi.

golf oynayan kediler.

26 Ağustos 2011 Cuma

15 Kasım 2010 Pazartesi

15 Şubat 2010 Pazartesi

amerikan futbolu (el yumurtası)


amerikanların kendi futbollarını "futbol" diye adlandırıp gerçek futbola "soccer" demeleri sinir bozucu bir durum. adamların futbol liginin ismi bile "major league soccer." "dur arkadaşım, ona sakır denmez, sakır sensin, futbol o" diyen de çıkmamış yav. neyse, öyle işte. gelin, amerikan futboluna el yumurtası diyelim. alın, verin, yumurtaya can verin.

7 Temmuz 2008 Pazartesi

René Magritte

sürrealizmin pek de bilinmeyen ressamı magritte,
aslında çok daha iyileri olmasına rağmen bu resmini niye seçtim diye sorgularsak sanırım bi kaç resminde kullanmasından ötürü yeşil elmalı olanlardan en yeşil elmalısı ve pek sevdiğim bi hocamın derste slaytta gösterdiği sırada kime ait olduğunu bilen var mı diye sorduktan sonra o ana kadar kafam sıranın üstünde uyuklayan hatta uyuyan benim "rene magritte(yazıldığı gibi söleme denyoluğunu göstererekten) " diye gayet uykulu biçimde höykürmeme dayanan an ya da anım etkili oldu.İnternette rastgele resimlerine denk gelip kendisine bi tane bi tane daha diye bi sürü bi sürü resmine bakaraktan hayran oluvermiştim şahıslarına.Resimleri belli zeka pırıltıları çaktırıyordu çünkü öle işte.her ne kadar kullandığı soluk renklere karşı bi sempatim olmasa da.Belçikalıdır kendileri dipnot olarak geçelim modern sanat kavramının oluşumunda önemli yer tutan resme yazının girişini kendisinin "bu bir pipo değildir"yazını içeren pipoya benzeyen ama sadece resim olan tablosuyla gerçekleştirmiş olduğu var sayılır ya da harbiden öyledir diyelim.Bence biraz depresiftir pek sevemediğim renkler sanki öle demekte ama kendisi bu tarz resimlerine sanırım matisse gibi renklendirse aynı etkisi olur muydu?sanmam.Chirico'nun plastiğimsi eldivenli yunan heykeli başlı resminden çok etkilenip sürrealizm ile ilgilenmeye başlamıştır kendileri.yüksek sanat ilgisine sahip insanlar Dali'ye tapıp kendisini tanımayabilirler,sorun değildir fazla bilinmemesi sanırım sevmemde daha etkili popüler olana bok atmayı seviyor olabilirim belki tamam ama... ama işte pek de mühim değil öyle değil aslı bence.Sadece o çok beğenilenlerine göre daha etkisel bi ressam bildiklerim arasında beni en etkileyeni demeliyim sadece belki de.
bu ilk ciddi yazımı moroff a ithaf ederken resmin adının da yanılmıyorsam "the listening room" belirterek bitireyim şu işi.